Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) enjeksiyonla uygulanan demir ilaçlarını fosfat düşüklüğü ve buna bağlı kemik sorunları açısından incelemeye alması, damar yoluyla demir tedavisinin olası yan etkilerini yeniden gündeme getirdi. Ataköy Medicana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Uzel, demir tedavisi sonrasında devam eden halsizliğin yalnızca demir eksikliğiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, fosfat düşüklüğüne bağlı belirtilere dikkat çekti.
Demir eksikliği nedeniyle damar yoluyla tedavi alan kişilerin, kan değerleri düzelmesine rağmen kendilerini hâlâ yorgun hissedebileceğini belirten Uzel, bu yakınmanın farklı nedenleri olabileceğini söyledi. Uzel, “Bazı demir preparatlarının ardından gelişebilen fosfat düşüklüğü de gözden kaçırılmamalı. Halsizlik, kas güçsüzlüğü ve kemik ağrısı gibi belirtilerin demir eksikliğiyle karışabilmesi, sorunun fark edilmesini geciktirebiliyor.” dedi.
Avrupa İlaç Ajansı’nın ilaç güvenliliği komitesi PRAC’ın 31 Ağustos-3 Eylül 2026 tarihleri arasındaki toplantısında parenteral demir ilaçları hakkında yeni bir inceleme başlattığını aktaran Uzel, incelemenin kandaki fosfat düzeyinin düşmesi anlamına gelen hipofosfatemi ile kemik mineralizasyonunun bozulduğu osteomalazi ve buna bağlı kırık riskine odaklandığını belirtti.
Mevcut risk azaltma önlemlerinin yeterli olup olmadığının değerlendirildiğini ifade eden Uzel, sürecin 9 Eylül 2026 itibarıyla başlangıç aşamasında olduğunu ve duyurunun herhangi bir yasaklama veya ruhsat iptali kararı içermediğini söyledi.
İncelemede özellikle ferrik karboksimaltoz etken maddesine dikkat çekildiğini belirten Uzel, bu preparatla fosfat düşüklüğünün daha önce de bilinen bir risk olduğunu ifade etti. Yeni bildirimler arasında yalnızca bir veya iki doz alan ve bilinen risk faktörü bulunmayan kişilerde ortaya çıkan ciddi hipofosfatemi vakalarının da yer aldığını belirten Uzel, “Bildirilen ciddi olayların bir kısmında osteomalazi gelişmiş olması ve bazı hastalarda tanının gecikmesi, mevcut uyarıların yeterliliğinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirdi.” ifadelerini kullandı.
Benzer bildirimlerin diğer enjeksiyonluk demir ilaçlarıyla da yapılması nedeniyle incelemenin bütün parenteral demir preparatlarını kapsadığını, ağızdan alınan demir ilaçlarının ise kapsam dışında olduğunu belirten Uzel, “Bütün preparatların incelemeye alınması, bu ilaçların risklerinin eşit olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmalarda etken maddeler arasında belirgin farklılıklar bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
2018 yılında JCI Insight dergisinde yayımlanan ve demir eksikliği anemisi bulunan 1.997 yetişkinin katıldığı randomize çalışmaya değinen Uzel, ferrik karboksimaltoz alanların yüzde 50,8’inde serum fosfatının 2 mg/dL’nin altına düştüğünü, karşılaştırılan ferumoksitol grubunda ise bu oranın yüzde 0,9 olarak bulunduğunu aktardı. Ferrik karboksimaltoz alanların yüzde 29,1’inde fosfat düşüklüğünün beşinci haftada da devam ettiğini belirtti.
Bu verilerin doğru yorumlanması gerektiğini vurgulayan Uzel, “Çalışmada ölçülen sonuç kandaki fosfat düşüklüğü. Hastaların yaklaşık yarısında kemik hasarı veya kırık geliştiği sonucu çıkarılamaz. Fosfat düşüklüğünün klinik etkisi; düşüşün derecesine, süresine ve kişinin sağlık durumuna göre değişiyor.” ifadelerini kullandı.
Gut dergisinde yayımlanan PHOSPHARE-IBD çalışmasında inflamatuvar bağırsak hastalığı ve demir eksikliği anemisi bulunan 97 kişinin değerlendirildiğini aktaran Uzel, aynı dozlama yaklaşımıyla ilk 35 gündeki hipofosfatemi oranının ferrik karboksimaltoz grubunda yüzde 51, ferrik derizomaltoz grubunda ise yüzde 8,3 olarak belirlendiğini söyledi.
Her iki tedavinin de anemiyi düzelttiğini belirten Uzel, “Fosfattaki daha büyük düşüş, yorgunlukta daha az iyileşmeyle ilişkiliydi. Bu bulgu, tedavinin değerlendirilmesinde kan sonuçları kadar hastanın yakınmalarının da önem taşıdığını gösteriyor.” dedi.
Fosfatın vücuttaki işlevlerine ilişkin de bilgi veren Uzel, “Fosfat, hücrelerin enerji kullanmasında görev alan ATP’nin ve kemiklerin mineral yapısının bir bileşeni. Bazı demir preparatları, böbrekten fosfat atılımını artıran FGF23 adlı hormonu yükseltebiliyor. Böylece demir eksikliği tedavi edilirken idrarla fosfat kaybı oluşabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Aktif D vitaminindeki azalmanın da bu sürece eşlik edebildiğini belirten Uzel, ağır veya uzun süren fosfat kayıplarının kas güçsüzlüğü ve kemik mineralizasyonunda bozulmaya yol açabileceğini söyledi.
Özellikle tekrarlayan veya uzun süreli yüksek doz ferrik karboksimaltoz tedavisi alanlarda serum fosfatının izlenmesinin önemine dikkat çeken Uzel, D vitamini eksikliği, bağırsaktan emilim bozukluğu, inflamatuvar bağırsak hastalığı veya osteoporoz gibi riskleri bulunan kişilerin de yakından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yeni ciddi olay bildirimlerinin bilinen risk faktörleri bulunmayan hastalarda ortaya çıkan belirtilerin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini ifade eden Uzel, hastalara şu uyarıda bulundu:
“Demir infüzyonundan sonra artan halsizlik, kas güçsüzlüğü veya kemik ağrınız varsa hekiminize bildirin. Fosfatınıza bakılması gerekebilir.”
Uygun endikasyonda damar yoluyla demirin önemli bir tedavi seçeneği olduğunu hatırlatan Uzel, preparat seçiminin ve tedavi takibinin hastaya göre yapılması gerektiğini belirterek, “Devam eden yakınmalar, otomatik olarak yeniden demir verilmesini gerektiren bir bulgu olarak değerlendirilmemeli.” dedi.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 burchaber.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.